Tedavisi var mı?

Adsız5

Önemli not: İnternette yaptığım aramalarda psikopatik kişilik bozukluğunu ve başka ciddi psikiyatrik bozuklukları da tedavi edebileceğini iddia eden şarlatanlar görüyorum. Lütfen sadece ve sadece uzmanlığını psikiyatri alanında yapmış doktorlardan yardım alın. Lütfen acılarınızı sömüren evren sevicilere, üfürükçülere, haddi olmadan bu alanda tedavi yapabileceğini iddia eden yaşam koçları ve kişisel gelişim uzman(!)larına, enerjicilere, diploması meçhul psikolog ve psikiyatristlere itibar etmeyin.

Çok az sayıda istisna (sayılmazsa), psikoterapinin, pskinalazi, grup terapisi, danışan odaklı terapi ve psikodrama gibi geleneksel biçimlerinin, psikopatinin tedavisinde etkisiz kaldıkları ortaya çıkmıştır. Psikocerrahi, elektroşok tedavisi ve çeşitli ilaçlar gibi biyolojik tedaviler de psikoterapiden daha iyi sonuçlar vermemiştir.

Literatürdeki bilimsel çalışmalar konuyu genellikle, “Hiçbir etkili tedavi bulunamamıştır” ya da “Hiçbir şey işe yaramaz” gibi tek cümlelik bir sonuçla bağlamaktadır.

Ne var ki (…), psikopatların toplum üzerindeki geniş çaplı etkisini azaltma yöntemleri aramayı sürdürmemiz çok önemlidir.” (Robert Hare, Vicdansızlar)

Psikopatlarla ilgili okuduğum yüzlerce sayfa bilgi arasında herhalde en azı tedaviyle ilgili olanıydı. Kıssadan hisse: Psikopatlar üzerinde başarılı olduğu bilinen hiçbir tedavi yok. Bunun öncelikli sebebi psikopatiyi yaratan sebeplerin henüz tam olarak bilinmiyor oluşu.

Psikopatlara vicdan kazandırılamaz, empati, sevgi, bağlılık duymaları sağlanamaz, boşluk-sıkıntı duyguları giderilemez fakat bunlardan kaynaklı zararlı davranışları kontrol altına alınabilir. Kimi zaman antidepresanların, antipsikotiklerin yatıştırıcı ve dürtüsel davranışları kontrol altına alıcı etkileri tespit edilmiştir. Davranışsal tedaviye yönelik terapi çalışmaları ise ancak çok genç yaşlardan itibaren bir ölçüde etkili olabilmektedir. Ne yazık ki yetişkin bir psikopatın karakteri kemikleşmiş olduğu için, kontrol sağlamaya yönelik tedaviler de başarıya ulaşmamıştır.

Bu sitede genel olarak aramızda yaşayan, sosyal ve gizli psikopatları ele alıyoruz. Bu tip psikopatlar asla kendilerinde bir sorun görerek terapiye başvurmazlar. Terapiye giden bir psikopat, mutlaka mecbur kaldığı için gidiyordur (yine kimliğini gizlemek üzere) ve terapistini ustalıkla kandıracaktır. Psikopatlarla terapötik ilişki kurulması imkansıza yakındır. Psikopat terapiyi kazanılması gereken bir savaş, terapisti de alt edilmesi gereken bir düşman olarak görür.

Dolayısıyla, uygulanan tedaviler, deneyler ve araştırmalar hapishanelerde ya da akıl hastanelerindeki psikopatlar için geçerlidir. Bunlar, tedaviye zorunlu bırakılmış kişilerdir.

Daha da vahimi, terapi tehlikeli olabilir. Bu akla yakın gelmiyor ve hemen belirtmek gerek, tehlike psikopat için değil çevresi için söz konusudur.

Terapiye giden bir psikopat manipülasyon yeteneklerini geliştirir; özellikle grup terapilerinde insanların zaaflarını, kırılganlıklarını daha yakından tanır ve daha iyi yönetmeyi öğrenir; terapiye giden bir psikopatın yakınları boş bir ümit taşıyacakları için, iyileşmeyen fakat iyileşmiş rolü oynayan bir psikopattan uzun vadede daha büyük zararlar görürler. Ayrıca psikopat, grup terapilerinde gerçekten yardım alabilecek kişilere de zarar verebilir. Terapinin bir başka tehlikesi de, psikopatların insanları daha iyi kandırabilecekleri “kılıflar” bulmayı öğrenmeleridir. “Çocukken tacize uğradım”, “annemden sevgi görmedim” gibi… Pek çok psikopatın, eğer işlerine öyle geliyorsa, uzun süre boyunca deli numarası yaptığı bilinmektedir. Deli numarası yapmak, tipik bir psikopat davranışıdır.

Belli bir entelektüel seviyeye sahip çoğu psikopat psikoloji ve psikiyatriye meraklıdır. Pek çoğu durumlarını gizlemek için farklı bozukluk ya da hastalık özelliklerini öğreniyor, rol yapıyor ve terapistlerin yanlış teşhis koymasını sağlıyorlar.

Psikopati tedavisi, yine sadece davranış kontrolü bazında ancak çocuk yaşlarda başlarsa etkili olabilir. Hapishanelerde, psikopati belirtisi taşıyan gençler üzerinde uygulanan kimi tedavilerin belli bir oranda başarıya ulaştığı görülmüştür (suça teşebbüs azalmıştır).

Psikopatik belirtilerde iyileşme görülmesi daha çok yaşlılıkla birlikte olur (40 yaş sonrası). Çünkü “tükenirler”. Yaşlanan bir psikopatın daha az kötücül hareketlerde bulunması, daha az suç işlemesi artık “iyi”leştiği için değil, yorulduğu içindir. Pek çok yaşlı psikopat suç işlemeye devam eder ve karakter özellikleri değişmez. Muhtemelen başının belaya girmesinden yorulduğu ve yalnız kalmaktan korktuğu için suçlarını daha kontrollü işleyecek ve kendini daha iyi gizlemeyi öğrenmiş olacaktır.

Dolayısıyla bir kadının kocası “uslanmışsa”, yani artık yasayla başını derde sokmamayı başarıyor, onu daha az aldatıyor ve sevgisini daha çok belli ediyorsa, kadın özellikle de adamın nerede olduğundan ya da ne yaptığından genellikle habersiz olması yüzünden, adamın “gerçekten değişip değişmediğinden” emin olamayabilir. Bu adam bir psikopatsa, değişmiş olabileceğini sanmam.” (Robert Hare, Vicdansızlar)

Psikopati belirtileri taşıyan birinin iyileşmesi ümidini taşımayın. Yapabileceğiniz en doğru şey bu kişiden zaman kaybetmeden uzaklaşmaktır. Yaptıkları hatalar ne denli büyük zararlara sebep olmuş, kendi başlarını bile belaya sokmuş olsa da, psikopatlar “öğrenemez” ve aynı hataları ısrarla tekrarlarlar. “Bir daha asla yapmayacağım”, “çok pişmanım, nasıl göremedim, bir daha bunu tekrarlamam mümkün değil”, “bana güvenebilirsin”.. Çok sık duyulan ve sadece manipülasyon için kullanılan cümlelerdir. Robert Hare’in söylediği gibi, psikopatları hayata kazandırmaya çalışmak boşa zahmettir.

Terapi neden hiçbir işe yaramıyor? “İşte konunun en önemli noktası: Psikopatlar, psikolojik ya da duygusal sorunları olduğunu hissetmezler, davranışlarını değiştirip toplumun kabul etmedikleri standartlarına uydurmak için bir neden görmezler.

Psikopatlar kendilerinden fazlasıyla memnundur. Sorunu hiçbir zaman kendilerinde görmez, pek kişisel sıkıntı yaşamazlar, “davranışlarını, akılcı, ödüllendirici ve doyurucu bulurlar; hiçbir zaman geçmişe pişmanlıkla ya da geleceğe kaygıyla bakmazlar. Diğerlerinin güç ve kaynaklar için birbiriyle rekabet ettiği, düşmanca ve çıkarcı bir dünyada kendilerini üstün varlıklar olarak algılarlar. Kendi ‘hakları’nı almak için başkalarını idare etmenin ve kandırmanın meşru olduğunu düşünürler ve toplumsal etkileşimlerini, diğer insanlarda gördükleri kötülüğü yenecek manevralar şeklinde planlarlar. Bu tutumlara bakıldığında, psikopatlar söz konusu olunca psikoterapi yaklaşımlarının çoğunun amacını yitirmesi şaşırtıcı değildir.” (Robert Hare, Vicdansızlar)

Psikopatların kişilik yapıları, normal insanların aksine kaya gibi serttir. Oysa sağlıklı bir insanın yaşama uyum gösterebilmesi için esneyebilen bir kişiliği olması şarttır. Bu, temelde öğrenme bozukluğuyla ilgilidir. İnsanlar hatalarından ders alır, çünkü öğrenebilirler. Hayatlarını daha iyiye yönlendirme, değişme, gelişme yetenekleri vardır. Psikopatlar, tam tabiriyle “7’sinde neyse 70’nde de odur”.

Bir kez terapiye başladıktan sonra, tek işleri numara yapmaktır. Çoğu, terapide sağlanmaya çalışılan duygusal yakınlık ve derin arayıştan yoksundur. Terapinin başarısı açısından büyük önem taşıyan kişilerarası ilişkilerin psikopatlar için hiçbir değeri yoktur.

(…) özellikle pişmanlığı ya da empatiyi “gerçekten hissetme”yi öğretme yönündeki girişimler başarısız olmaya mahkumdur.” (Robert Hare, Vicdansızlar)

YASAL UYARI

gizlipsikopat.com sitesinde yer alan yazılı ve görsel tüm içerikler
Sahiplen.com tarafından yasal olarak koruma altındadır. Yazılı iznimiz
olmadan kullanılması yasaktır. Yayınlanan yazı, fotoğraf, grafik, ses ve video malzemeleri, ya da onların kısımlarının telif hakları saklıdır; sadece bilgi edinme ve/veya kişisel kullanım amaçlı olarak kullanılabilir. Anılan tüm görsel ve yazılı malzemeler kişisel kullanım amaçları haricinde yazılı iznimiz olmadan herhangi bir ortamda kullanılamaz, basılamaz, yayımlanamaz, basılmak ya da yayımlanmak üzere yeniden yazılamaz, doğrudan ya da dolaylı olarak dağıtılamaz.